20. yüzyılın son çeyreğinden başlayarak küresel çağın teknoloji ve haberleşme alanında ki baş döndürücü gelişmeler ile içinde bulunduğumuz   dünyamız küçülmüş, ekonomik sınırlar giderek ortadan kalkmıştır. Bunun neticesinde tüketim toplumundaki standardize edilmiş malların, basitleşen ürün kullanımlarının satın alma isteği ve gücü büyümüş ve para, ülke sınırlarını aşarak dünya çapında dolaşımını artırmıştır. Böylece sosyal ve kültürel olduğu kadar ekonomik anlamda da ülkeler, birbirleriyle etkileşim içinde olmaktadır. Bu etkileşim ile ekonomik bağlamda, dünyanın kendisi ortak bir pazar konumuna gelmiş ve tüketiciler kendi tüketme kalıplarını başkaları ile karşılaştırmış, homojen davranış biçimleri geliştirmişlerdir. Tüketicilerin zaten güdü olarak bünyesinde barındırdığı tüketme arzusu, piyasaları şekillendiren ülkelerin yaşam standartlarının, ulaştıkları refah düzeyinin ve gelişmelerin, önce gazetelerle başlayan ve dergi ile ilerleyen, radyo ve TV’nin işitsel ve görsel kitlesel yayıncılığının vardığı boyutta paylaşılan haberler vasıtasıyla takibi, internet ve sosyal medya gibi hızlı iletişim araçları, moda ve reklam gibi nesne ve araçlar vasıtasıyla etki altında kalmakta, tüketim alışkanlıklarını şekillendirerek yaşam kalitesini yükseltmek için benzer tüketim davranış kalıplarını geliştirmesiyle sonuçlanmaktadır.

Günümüzde işletmelerin ve araçların yeni satış model ve pazarlama stratejilerinin etkisinde olan toplumlar; tüketimi doğal yaşam felsefesi olarak görmektedir. Bu şöyle açıklanabilir: Tüketici olarak insanlar, tüketim araçlarını ve satın alma güçlerini kullanarak yaşamlarını şekillendirmekte, satın aldıkları ürün ve hizmetler ile serbest piyasa ekonomileri içinde seçim yapma özgürlüğünü kullanmakta, kendini bu sayede anlamlı kılmaktadır. Hem de tüketim yoluyla ekonomik ve toplumsal konum bakımından üst konumda olanların kimliğini kazanabileceklerini ve bir gün tüketebilme hayalini gerçekleştirerek tüketim doyumuna ulaşabilmiştir.

Yukarıda bahsedilen özelliklerinden ötürü ekonomilerin büyümesinde büyük etkisi olan tüketici davranışlarını etkileyen faktörler ve eğilimlerinin rolü, ekonomide ki kısa vadeli ve uzun vadeli analiz ve planlamalar için önemlidir. Verilen kararlar ve alınan hareket biçimi sonucu yapılan harcama ve tasarruflar, ekonominin dengede olmasını sağlayan sermaye birikimi ve refah seviyesinde önemli belirleyici olmasından ötürü uzun vadeli iktisadi çalışma ve analizlerde kullanılmaktadır. Ayrıca tüketim ile GSMH’larının (ülkelerin gayrisafi yurt içi hasıla) büyük bir kısmı oluştuğu için kısa vadeli analizler için de önemlidir. Böylece tüketim ve tasarrufların yönelimlerinin tüketici davranışlarına gösterge olmasından ötürü ekonomideki yükseliş veya durgunluk durumlarına dair önemli bilgiler vermektedir

Kürselleşme neticesinde tüketici davranışlarını belirleyen tüketim ve tasarruf eğilimlerinin birbirlerine hızlı etkisi; tüketicilerin sahip oldukları gelir, gayrimenkul ve finansal servetleri üzerinde karar vermelerini ve doğal olarak ekonomi tarafında da genç nüfus istihdam, işsizlik, enflasyon, cari açık, kamu borçlanması, faiz, milli gelir gibi makro ekonomik göstergeleri etkilediği ortaya çıkmaktadır. Tüketici davranışlarının eğilimini, günümüzde ülkemiz de dahil olmak üzere birçok ülkede düzenli yapılan ‘Tüketici Eğilim Anketleri’ ile geliştirilerek yayımlanan ‘Tüketici Güven Endeksleri’ göstermektedir. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde tüketici güveni, piyasaların finansal değerlerine ve ekonominin mevcut durumuna oldukça duyarlı, geleceğin tahminine ve dair atılacak adımlara da doğrudan etkili olduğu gözlenmektedir. Geçmişte belli dönemlerde görülen küresel krizler sonrası ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin kaldırılmasına yönelik alınan politik kararlar ile tüketici güveninin daha hızlı yukarı yönlendiği gözlenmiştir. Tüketim harcamaları üzerindeki etki daha geç görülse de ekonomi üzerinde ülke içi veya dışı- son bir yılda dünyanın zirvesindeki üç ülke arasında görülen agresif ticaret savaşları dışında- büyük dalgalanmaların görülmemesi, olağan dışı etkilerin olmaması, ekonomik büyümelerin daha yatay seyir izlemesi tüketici güvenini yukarıya taşımakta ve davranış eğiliminin de aynı yönlü olduğunu göstermektedir.

Yorum Yaz